Translate

Sunday, June 7, 2015

SAYIN BAHÇELİ’YE


Oyun kuruldu, Sayın Bahçeli. “Artık oynamıyorum!”  (erken seçim ) demek; oyun bozanlık veya çocuk dili ile  söylemek gerekirse mızıkçılık olur.

7 Haziran seçimlerinde AKP, CHP, MHP ve HDP meclise girerken hiçbir parti tek başına hükumet kuracak milletvekili sayısına ulaşamadı. HDP sadece Kürtlerin değil Türk entellektüellerinin ve halkının da desteği ile ilk kez yüzde on barajını aştı.
Bu seçimde seçmenlerin verdikleri mesajlar şunlar oldu:

Neler istenmedi?

·      Erdoğan’ın otoritesi altında kurulacak bir başkanlık sistemi
·      Devletin parasının israfı
·      Lüks içinde yaşayan yönetici, din adamı
·      Kutsal değerlerin politikanın malzemesi olması
·      Sürekli etrafa saldıran ve ağır sözler söyleyen, ayrımcı, kutuplaştırıcı bir dil kullanan lider

Neler istendi?

·      (Şimdilik) parlamenter sistem
·      İş ve işçi hakları
·      Ekonomik refah
·      Uluslararası pozitif bir ün
·      Çözüm sürecini meclis içinde konsensüs ile sonuçlandırmak

Seçmeler HDP’yi meclise getirerek çözüm sürecinde şeffaflık ve eşitlik istediklerinin; Türkiye’de kimlik siyasetinin sona ermesinin bunun yerine özgürlükler üzerinden siyaset üretilmesinin de sinyallerini verdiler.

 Sayın Bahçeli,

Türk ve Kürt milliyetçilerinin birlikte yapacakları anayasa değişikliği toplumsal barışın kalıcı olmasını sağlayacaktır.

Bir siyasi parti olarak MHP’nin  sosyal sorumluluğu  vardır. Temsil ettiği seçmenlerin haklarını Meclis’te korumak MHP’nin birinci sorumluluğudur. Tek başına çoğunluk oylarını alamayacağını bile bile ülkeyi kısa sürede seçimler kaosuna sürüklemek ise sorumsuzluktur.


MHP, dar alana sıkıştırdığı seçmenlerinin önünü yeni politikalar ve yeni söylemlerle açmalıdır. Kürt düşmanlığı üzerinden siyaset yapmak yerine ülkenin bölünmezliğini; halkların birbirleri ile kaynaştığı gerçeğini görmeye ve göstermeye çalışmak doğru olmaz mı? Ülke nasıl bölünür?! Kürt Türk ile; çocukları Laz ile ; torunları Boşnak ile evlenmiş.  Kan kana; yürek yüreğe geçmiş. Bölünme korkusu ve tehdidi yerine birleşme ve büyüme vizyonu ile devlet yönetmek hem MHP’yi hem seçmenleri rahatlatacaktır.

Saturday, June 6, 2015

7 HAZİRAN 2015 GENEL SEÇİMİ: TÜRKLERİN KÜRTLERLE İMTİHANI



Yarın sandığa gidecek seçmenler için, 2015 seçimleri, zihinlerde ilklerin yaşandığı psikolojik gerilimin yoğunlaştığı, ibrenin kimlik siyasetinden özgürlüklere; özgürlüklerden kimliklere sürekli titrediği bir seçim dönemi olarak kalacak.

Seçmenler, ilk kez bir Anayasa’ya göre tarafsız olması beklenen cumhurbaşkanı  partiler arasında uzlaşmayı sağlayıcı, hakem rolünü terk edip bir parti (AKP) ve başkanlık sistemi için oy istemek için seçim propagandası yaptı. Açılışlar adı altında, kendisine tahsis edilen örtülü ödeneği de muhtemelen kullanarak, büyük bir kampanya yürüttü. Bu durum akademisyen ve aydınlar ile muhalefet partilerinin tepkisine yol açsa da YSK (Yüksek Seçim Kurulu)’na yapılan başvurulardan bir sonuç alınamadı. Bu durumda iktidar partisi ve cumhurbaşkanının aynı amaca hizmet eden iki ayrı kampanyası karşısında muhalefet devlet gücü karşısında büyük bir güçle ezildi. 2002 seçimlerini, 28 Şubat mağduru olarak kazanan ve aynı zamanda topluma ekonomik vaatlerde bulunan AKP; Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyen bir devlet ve muhalafete karşı mağdur olarak 2007 seçimlerinin  ve Ergenekon ile Balyoz davaları ve darbe komploları ile ve görecceli olarak iyi giden ekonomi ve somut hizmetler ile 2011 seçimlerinin galibi oldu. 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu kez ‘paralel ‘adını verdikleri Gülen cemaatine karşı mağdur rolü ile seçmen karşısına çıkan AKP yine halkın desteğini aldı ve %52’lik bir oy oranı ile Recep Tayyip Erdoğan 12. cumhurbaşkanı olarak seçildi.

2015 genel seçimlerinde roller değişmeye başladı. Görüntüde bu seçimlerin en büyük mağduru HDP. HDP, miting alanlarında patlayan bombalardan AKP'yi ve onu destekleyen medyayı sorumlu tuttu ve sivil bir siyaset izledi.  %10’luk barajı aşma ihtimalini cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendilerine verilen %9.8’lik destek ile mümkün gören BDP, AKP’nin mağdur ettiği kesimlerin de oyları ile genel seçim sahnesinde AKP önünde hedeflerdiği oy oranı itibarı ile küçük ancak meclis aritmetiği ve güç dengeleri açısından büyük bir hedefle propaganda yürüttü. 

Türk seçmeni bir başka ilk ile HDP miting alanlarında ve sosyal medyada yüz yüze geldi. Şimdiye kadar PKK bayrakları ile kamusal alana girme mücadelesi veren HDP bu kez kendi sivil alanına Türk bayrakları alarak kimlik siyasetinin ötesinde özgürlükler üzerinden siyaset yürüteceği mesajını seçmene iletti.

Böylece HDP, Türk seçmenine ‘değişim’ mesajı iletti. Bu mesaj yankısını yurt dışında yaşayan seçmenlerinin daha önce %10  ile destekledikleri Demirtaş’a daha fazla destek vermesi ile sonuçlanacak gibi görünüyor. (Bu seçimlerde katılım iki katına çıktı.) HDP ayrıca izlediği ulusalcı politika ile seçimlerden daima mağdur olarak çıkan CHP seçmeninin bir kısmının umudu haline geldi. HDP ayrıca üniversiteli yeni kuşak seçmenlere de pek çok noktadan hitap etti. Bu manada onlardan da destek alacak.

HDP’nin özellikle kendisini kimliklere saygılı ve her kimliği dillendiren; kimlikleri ayrımcılık aracı değil bütünleşmenin bir yolu olarak gösteren seçim propagandasının sandığa yansıyacağını tahmin ediyorum. Yarın göreceğiz.

NOT: Bu seçimlerde AKP artan dolar; hayat pahalılığı; Suriyeli göçmenler gibi seçmenlerin günlük hayatlarını etkileyen pek çok konuda seçmene bir şey vadedemiyor. Buna karşılık CHP ve MHP ekonomik vaatlerle seçmen karşında yerini aldı. Bu durumun da oyların dağılımı etkilemesi kaçınılmaz.

Seçimlerden sonra ‘Türk Halkı İçin (çoğunluğu oluşturduğundan) Kimin Yönettiği Değil Nasıl Yönettiği Önemli Hale Geliyor’ başlığı ile yazabilecek sonuçları değerlendirebilmeyi umut ediyorum.






Saturday, May 30, 2015

MERKEZ ÜLKE VE MERKEZE GELEN CHP



CHP 1980 askeri darbesi ile uğradığı örselenme sonucu siyasette sinik, teslimiyetçi ve statükocu bir rol oynamaya başladı. CHP’nin statükoya veda etmesi kolay olmadı; arka arkaya gelen seçim hezimetleri özellikle İslamcılar karşısında sürekli verilen kayıplar CHP’yi arayışa zorladı. Bunda AKP’nin Türk siyaseti üzerindeki askeri vesayeti bitirme hamlesi de oldukça etkili oldu. Nasıl ki asker ve yargı Erdoğan’ın üzerinden ‘Milli Görüş’ gömleğini çıkarttırdıysa; AKP ve AKP’yi destekleyen seçmenler ile CHP seçmeninin umutları -açıkça dillendirilmese de- CHP’nin ‘Kemalist’ gömleği çıkarmasına sebep oldu. CHP, Kemalist ideolojinin tuzağından kendisini arındırarak halka ekonomik vaatleri olan pragmatist bir parti haline geldi. Önümüzdeki 7 Haziran seçimleri önce CHP seçmeninin bu değişimi ne kadar desteklediği, sonra da halen kararsız görünen merkezdeki %15’lik bir seçmen kitlesinin CHP’yi ne kadar samimi bulduğuna bir cevap olacak.

CHP’deki merkeze gelişi ve CHP içindeki genç dinamik kitlenin Türkiye’nin merkez ülke olması yolundaki arayışları; Türkiye’de demokrasinin işlediğini gösteren tarihsel bir dönüm noktası olacak mı? Bir hafta sonra Türk seçmeni bunun cevabını verecek. Hayırlı seçimler..

NOT: TBMM'den karar çıkartarak  'megakent'  inşa etme teşebbüsü yürütmenin gücünü yasamayla paylaşması için atılacak bir adım olarak kendisini gösteriyor, bu anlamda yürütmenin aktif rol oynayarak güçler ayrılığının pekiştirileceği ile ilgili bir izlenim uyandırıyor.

Wednesday, May 13, 2015

ABD’DE BİR MUSEVİ GELENEĞİ



Museviler 13 yaşına giren erkek çocuklarını dini bir tören ile yetişkinliğe geçiriyorlar. Bar (oğul) Mitzvah adlı bu tören Ortodoks Museviler’de sadece erkek çocukları için yapılıyorken; ABD’de bir takım Musevi aile aynı töreni kızları için de yapıyor. Bu törenlere Bat Mitzvah deniyor.

Bar Mitzvah ve Bar Mitzvah törenleri için çocuklar yıllar öncesinden özellikle de bir yıl öncesinden hazırlanıyor. Hafta sonlarında Yahudi okuluna gidiyorlar. Tevrat okumayı ve İbranice ilahi söylemeyi öğreniyorlar.

Her çocuk için ayrı bir tören düzenleniyor. (Yani öyle toplu sünnet merasimine pek benzemiyor.) Sabah sinagog (havra) da yaklaşık 3 saat süren bir dini tören yapıyorlar. İki ana bölümden oluşan töreni baştan sona kadar haham yönetiyor. Başlangıçta ilahiler söylüyorlar ve Tevrat okuyorlar. Tahta bir dolapta bağlı olarak sakladıkları, rulo şeklinde, yaklaşık bir metre boyundaki bir Tevrat birkaç erkek çocuğun düğümü çözmesi ile dolaptan çıkarılıyor. Bir masa üzerine bırakılıyor. Haham tarafından üzerine örtü seriliyor. Örtü çocuğun ailesinden bir büyük tarafından açılıyor ve aile üyeleri sıra ile Tevrat’ın başına gelip tören için özel olarak omuzlarına attıkları şalları Tevrat’a değdirip şalı öpüyorlar. Sonra adına tören yapılan çocuk aynı şeyi yapıyor. İki saat boyunca ilahiler okunuyor; Tevrat’tan bölümler okunuyor. Hem çocuk hem de çocuğun ailesi yüksek sesle Tevrat’tan kısa bölümler okuyorlar.

Törenin ikinci kısmında çocuğun anne babası konuşma yapıyor. Ardından çocuk kendi duygularını anlatıyor.

Tören  boyunca Tevrat çocuk tarafından misafirler arasında dolandırılıyor ve Yahudiler şalları ile dokunarak ya da girişte onlara dağıtılan Tevratları bu büyük Tevrat’a dokundurarak saygılarını gösteriyorlar. Bazen misafirlerden ilahilere eşlik etmeleri isteniyor.

Daha sonra Tevrat yine özel bir ritüel ile içinden çıkarıldığı dolaba  yerleştiriliyor ve bağlanıyor.

Tören misafirlere üzüm suyu  (alkolsüz) ve ekmek ikramı ile bitiyor. Bu tören yalnızca Yahudilerin kutsal günü olan Cumartesi günü yapılıyor. Yahudiler öğleğe kadar oruç tuttukları için misafirler ev sahibinin orucunu açmasını bekliyorlar. Öğlen üzüm suyu ve ekmekle oruç açılıyor ve misafirlere öğle yemeği ikram ediliyor.

Kızlar için olan törenleri kadın hahamlar yönetiyor. Bazı törenler kilisede yapılıyor. Burada ailenin seçimi önemli.

Benim katıldığım tören iki kuzen için aynı anda yapıldı ki bu şehirde ilk kez ikiz olmayan iki kişiye aynı anda yapılmış. Kızlar teyze kızları ve aralarında iki günlük fark olduğu için aileler birlikte tören yapmayı tercih etmiş. Tören bir kilisede gerçekleştirildi. İki Yahudi anne iki Hıristiyan eş ile evli. Dolayısı ile belki bu yer seçiminde etkili olmuştur. Babalar konuşma sırasında Hıristiyan olduklarını; çocuklarını kiliseye de götürdüklerini vurgulasalar da tören boyunca eşlerine ve kızlarına sonsuz desteklerini gösterdiler. Kızlarının her iki dini bilerek büyümesinden gurur duyduklarını anlattılar. Kızlar, annelerine kendilerine Musevilik dinini öğrettikleri ve onlara kültürlerini geçirdikleri için onur duyduklarını söylediler ve destekleri için herkese ayrı teşekkür ettiler. Anneler artık kızlarının Musevi topluluğunun bir üyesi oldukları için duydukları mutluluğu paylaştılar. İnaçlarına göre Musevilik anneden çocuğa geçiyor. Bu yüzden törenlerde annelerin önemli bir rolü var.

Törenlere çocukların arkadaşları da davet ediliyor. Her inançtan çocuklar tören sırasında genellikle bir arada oturuyorlar.  Tören boyunca Musevi misafirler başlarına ev sahibi ailenin hazırlattığı kepleri takıyorlar.

Akşam ayrıca yemek ve müzikli doğum günü kutlaması yapılıyor.

Bu tören baştan sona aileler için oldukça maliyetli.  Aileler bunun için binlerce dolar harcıyorlar. Pek çok aile üyesi uçakla binlerce kilometre uzaktan tören için geliyor.

Sonuçta ABD’de kendi kültürlerini korumak ve çocuklarına aktarmak için maddi manevi her fedakarlığı yapan bu insanlar; başka dinden ve inançtan insanlarla eşit koşullarda bir arada yaşanabilineceğini gösteriyorlar.